Ha bu gün başlayayım ha yarın başlayayım derken bir bakıyorsunuz hafta, ay hatta yıl geçmiş gitmiş. Hep ötelediğimiz işlerimiz, duygularımız bir bakmışız ki uçmuş gitmiş. Zamanla mı yarışıyoruz zaman mı bizimle yarışta bilmek mümkün değil. Sonra ne mi oluyor? Alıp bir kenarda unuttuğumuz son kullanma tarihi geçmiş ürünler gibi bir yığın hayıflandığımız geçmiş günler... Kullanılamaz kaybolmuş yıllar. Düşünelim; nasıl yıllar akıp gidiyor, tutmak mümkün değil, yerinde saymıyor uçup gidiyor.

Bir kapıyı çalıp bir şey sorsak, sonra tekrar gelip sorabilir miyiz, tekrar aynı kapıya gidebilir miyiz?

Ama bir kapı var ki hiç kapanmayan, devamlı açık olan, gitmelere doyulmayan ‘sevgi’ kapısı. Yaşamımızda…

Her daim bu kapıdan içeri girelim, kirletmeden tertemiz koruyalım, çevremize alabildiğince yayalım, dağıtalım. Neden mi? Zaman uçup gidiyor geriye elimizde son kullanma tarihi geçmiş günler kalıyor.

Güzel gülüşler, tatlı anılar, çikolata tadında bitimsiz tarifsiz, kırıp dökmeden, gözlerde yaş, kalplerde hüsranlar olmadan yaşanmış günler bırakalım.

Kendimize bakalım, arkamıza bakalım, geriye bir bakalım neler yaptık ne yapıyoruz?

Halimize şükür diyor muyuz? Acze düşmeden, isyan etmeden yürekten bir şükür bilsek nelere kadir.

Gizliden başa kakılmadan yapılan iyilik, alınan hayır duası, çıkarsız yardım, okşanmış bir öksüz- yetim başı, öpülmüş yaşlı eli, işte bunlar hızla geçip giden ömürden bize sadece arkamızda kalacak.

Alnımıza, kalbimize mıh gibi iyilikler çakalım, hasetlik-fesatlık-şerlerden uzak.

Ev,Araba,Altın,Pırlanta,Tatiller, Ziyafetler,Dedikodular doymadık mı bunlara?

Ben Avucumda kalmış ‘Son kullanma tarihi geçmiş’ bir yığın tecrübelerimle diyorum ki düşünme zamanı geldi geçiyor. Eğriyi doğruyu artık öğrenmiş olmamız gerek.

Yaşanmışlıklarımızdan ders alıp yaşanmamışlıklarımıza bakalım.

Ömür geçip gidiyor…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

banner121

banner97

banner144

banner82

banner151

banner83