ALANYA ADRES DERGİ ARŞİVİ Sitene Ekle
ALANYA ADRES
ANASAYFA KÜNYE HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER İLETİŞİM


ANKET

Hangi ismi Alanya Belediye Başkan Yardımcısı görmek istersiniz?



















Tüm Anketler

HABER ARA


Gelişmiş Arama

SİTE TRANSLATE

TurkeyUnited KingdomFranceGermanyItalySpainSuudi ArabiaChinaRusianJapanGreekPortugualNorwayBulgariaRomania

FİRMA REHBERİ

Şikayet Hattı

HAVA DURUMU

3 günlük hava durumu için resme tıklayınız...

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az

HAKAN YENİ

29 Mart 2013, 14:52

HAKAN YENİ

Hikâyeye göre bizim Türklerden biri ölür, öbür tarafa intikal edince yanında iki kazan görür ve bir tanesinin başında eli oraklı bir zebani görür ve büyük bir merakla sorar, niye birinin başı doluda öbürü boş der?  Zebani anlatır, bir kazanın içinde Avrupalılar var, diğerinde de Türkler var. Eeeee der adam, neden Avrupalıların kazanının başında zebani varda Türklerin başında kimse yok? Zebani derki bu Avrupalılar var ya birbirlerine destek olup yukarı çıkmaya çalışıyorlar, bende onların kafalarına vurup aşağı itiyorum. Ama Türklere gerek yok ki, onlar zaten tırmanmaya çalışanı bile aşağıdan çekiyorlar…

Değerli dostlarım, neden bu kadar egoist,  dediğim dedik, diyen yanlışlarımızı bile kabul edemeyecek kadar, kendimizi komplekslerimizin pençesine teslim eden bir toplum olma yolunda hızla ilerliyoruz?

Devletimizin tepesinden, en büyük kurumlarımızdan en küçük kurum ve kuruluşlarımıza kadar ve buralarda görev yapanlardan sade vatandaşa, esnafından çalışanına irili ufaklı herkes hepimiz,  yukarıdaki hikâyede olduğu gibi ve benzeri hatalara, yanlışlara düşmüyor muyuz? Dürüstüm demekle dürüst olunamayacağını hepimiz çok iyi bilirken, elimize geçen en küçük fırsatları bile karakterimizi, kişiliğimizi zedelemesi pahasına kullanmaya kalkmıyor muyuz?

Destek, birlik, beraberlik, dayanışma, kaynaşma, yardımlaşma gibi daha birçok sayamadığım paha biçilmez kelimelere sahip çıkıp, gerekliliklerini yerine getirmek mi daha iyi, köstek, engel, ayrımcılık, bencillik, kin, nefret, hasetlik, fesatlık ve çekememezlik gibi olguların esiri olmak mı?

Var oluşumuzdan tarihteki yerimize, doğal zenginliklerimizden kültürel zenginliklerimize, Müslüman bir toplum olmanın özelliklerinden tutunda, aklınıza gelebilecek her konuda baktığımız zaman dünyadaki birçok ülkenin çok çok üstünde, maddi manevi değerlere, nimetlere ve kıymetlere sahip değilmiyiz? Ama gelin görün ki her konuda, bir arpa boyu yol bile alamıyor ve yerimizde saymaya devam ediyoruz.

İşin ilginç tarafı yukarıdaki hikâyede ve benzeri konularda olduğu gibi, acaba biz böylemiyiz nerede hata yapıyoruz ve bizlere bahşedilen üç günlük yaşamımızı nasıl harcıyoruz, eşimiz, dostumuz, milletimizin ve yarınlarımızın yararına, neler yapıyoruz, ya da neler yapmıyoruz. Nasıl değerlendiriyoruz emaneten verilen kıymetli zamanımızı diye kendi kendimize sormak, muhakeme etmek ve ders çıkarmak bir yana, bu tür yanlışları uygular ve yanlışların esirlerini savunur ve sahiplenir hale gelmiş olmamız ne kadar acı…

Zamanlarını lüzumsuz işlerle meşgul edenler, kendi açıklarını asla göremezler der büyüklerimiz. Birde çok sevdiğim bir söz vardır, insanoğlu her zaman ektiğini biçermiş, kötülükse kötülük, iyilikse iyilik, hizmetse hizmet, yardımsa yardım, dostluksa dostluk…

Kurumlarımızda, kuruluşlarımızda sağlıklı ve hayırlı hizmetler veremememizin, her şeyden önce yarınlarımızı emanet edeceğimiz evlatlarımıza örnek olup, kalıcı bir şeyler bırakamamamızın nedenleri aslında çok açık.

İstisnalar kaideleri bozmamakla beraber, satırlarımızın içersinde geçen hastalıklı kelimelerle ilgisi olmayan, hanımefendileri, beyefendileri, büyüklerimizi özellikle ve itina ile tenzih ediyorum. Meselenin asıl özetine gelince sözün odur ki;
Milletimizin, devletimizin, eşimizin, dostumuzun, arkadaşımızın hatta komşumuzun başarılarından, mutluluklarından, kalkınmasından, gelişmesinden, ilerlemesinden, mutsuz olan değil, mutlu olan bir toplum olmayı başaramazsak, hasetliğin, fesatlığın, bencilliğin ve komplekslerimizin pençesinden kurtulamazsak, başkalarını hiçe sayarak kendi kişisel çıkarlarımız için, her şeyi kendimize göre, kendimiz için uyarlamaya kalkarsak, dünyevi menfaatlerimiz için vicdanımızı, insani duygularımızı kaybedersek, hırs, bencillik, kin, kibir, kıskançlık, cehalet ve nankörlük gibi, tedavisi zor hastalıkların esiri olup, pençesine düşersek, kazandakiler gibi her fırsatta kıymetli zamanımızı bir birimizi aşağını çekmekle, çekiştirmekle harcarsak, toplumsal kucaklaşmayı başaramazsak vay halimize… Vay ki vay…

Ne demiş büyüklerimiz, anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az... Allah hepimizi bu hastalıkların ve bu hastalıkları taşıyanların şerrinden korusun. Rabbim hayırlı kullarını korusun, bizleri de hayırlı kullarından eylesin Saygılarımla…

Alanya Adres & www.alanyaadres.com

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

LİNKLER









HABERİNİ GÖNDER

NÖBETÇİ ECZANELER

ARAMIZDAN AYRILANLAR

BURÇLAR



Copyright © 2007-2012 Tüm hakları saklıdır. Alanya Adres
| RSS Kaynağı |

Kodlama: MyDesign & Tasarım - Destek: Alanya Reklam& Satılık Profesyonel Emlak Sistemleri - Alanya real estate website