Bir şehri sevmek için bazen fotoğraflarını görmek, bazen yaşamak yeterlidir ama yaşarken hizmet etmek asıl sevgidir.
O şehrin güzel günlerinde de zor günlerinde de yanında olmak, diyar diyar o şehir için mücadele etmekte başarıları alkışlamak üzüntülerde hüzünlenmektir sevmek ve O şehirli olabilmek. Değilse o şehirli olup hiçbir anına şahitlik etmemek, bireysel kendi kabuğunda sığ bir dünyada yaşamak değildir O şehirli olmak.
Asıl mesele o şehrin değerlerini yaşatmak için sorumluluk alabilme cesareti, maddi ve manevi fedakarlıkta bulunmaktır. “Alanyalı olmak” ile “Asıl Alanyalı Olmak” arasındaki fark da burada. Sadece doğmuş olmak yeterli mi?
Düşünün bir iş insanı var vergide adı yok, hayırda adı yok seçimden şeçime ortaya çıkıp ben ülkemi seviyorum diyor, bir başkası var vergisi veriyor sosyal sorumluklarını yerine getiriyor. Siz olsanız hangisinden ‘hemşehrim’ diye gururla bahsedersiniz?
Alanya’nın en çok ihtiyaçlarının biri şüphesiz okul ve okullarımızın çoğunu da hayırseverler yaptırdı. Bu okullarda birisi de Eray Erdem tarafından sade bir ALTSO üyesi olduğu dönemde tam 17 sene önce yapıldı. O dönem sağlık ocağı yaptıracakken dönemin kaymakamı okul ihtiyacını gündeme taşıyınca ‘hay hay’ diyerek şahane bir ortaokulu yaptırdı.
Daha ortada ne ALTSO Başkan adaylığı var ne de başka bir şey. Alanyalı olmanın, Alanya’dan kazanırken Alanya’ya da bir şeyler vermenin sorumluluğunu o zamanlar da yerine getiren Eray Erdem Alanya’nın en önemli geleneklerinden biri olan Gökbel Yağlı Pehlivan Güreşleri nde de Alanyalılığını göstermişti.
Yüzyıllardır Türk kültürü, ata sporu, Peygamber sporu geleneğinin yaşaması için yıllarca Güreş Ağası olarak sosyal bir sorumluğunu yerine getirdi.
Ancak bazı dönemler vardır ki, o yükü omuzlayacak insan bulmak kolay değildir.
İşte Eray Erdem’in üç yıl üst üste Gökbel Ağalığı sorumluluğunu üstlenerek yalnızca bir unvanı taşımadı. Gökbel’in yaşaması, güreşlerin devam etmesi ve ata sporunun gelecek nesillere aktarılması için elini taşın altına koydu.
Hem de yalnızca sözle değil, elini cebine de koydu. Güreşlerin devam edebilmesi için maddi ve manevi desteğini esirgemedi.
Bugün Gökbel’de pehlivanlar mindere çıktığında, davullar çaldığında, meydan dolduğunda bunun arkasında yalnızca bir organizasyonun değil, bu geleneğin yaşaması için sorumluluk alan insanların da emeği var. Erdem’e güreş ağalığı nedeniyle takdim edilen Altın Kemer de aslında bu emeğin bir karşılığı. Verirken gözünü kaçıranlardan olmadı, bir değerin sahipsiz kalmaması için sorumluluğu üstlendi.
İnsanların sorumluluk almaktan kaçtığı bir dönemde Eray Erdem’in Gökbel için bu yükü üstlenmesi, “Alanyalı olmak” kavramını yeniden düşünmeye neden oluyor.
Çünkü Alanyalı olmak sadece Alanya’da doğmak, burada yaşamak ya da nüfus kâğıdında Alanya yazması değildir. Alanyalı olmak, Alanya’nın değerlerine sahip çıkmaktır. Alanya’nın sporuna, kültürüne, geleneklerine ve geleceğine katkı sunmaktır.
Üstelik konu yalnızca yağlı güreşlerle de sınırlı değil. Uzun yıllardır Alanyaspor’a yönetici olarak maddi ve manevi destek veren Erdem, şehrin en önemli markalarından birine de katkı sunan isimlerden biri oldu.
Bir tarafta Alanya’nın profesyonel spor kulübü, diğer tarafta asırlardır devam eden ata sporu. İkisinin ortak noktasında ise şehre katkı sunma anlayışı bulunuyor.
Belki de “asıl Alanyalı” kavramını anlatmanın en güzel yolu bu. Çünkü bir şehre aidiyet, sadece “Ben Alanyalıyım” demekle ölçülmez.
O şehrin zor zamanında ne yaptığınızla ölçülür.
Sahipsiz kaldığında hangi değerinin yanında durduğunuzla ölçülür.
Bir geleneğin devam etmesi için ne kadar sorumluluk aldığınızla ölçülür.
Bugün Gökbel Yağlı Pehlivan Güreşleri hala yapılıyorsa, meydanda pehlivanlar güreşiyor, çocuklar ata sporunu izliyor ve bu gelenek gelecek kuşaklara taşınıyorsa, bunda sorumluluk alan herkesin payı var.
Eray Erdem de o sorumluluğu yıllarca üstlenen isimlerden biri.
Bu nedenle mesele sadece bir güreş ağalığı değil.
Mesele, bir şehrin değerlerine sahip çıkmak.
Ve bazen bir insanın doğduğu yer değil, yaşadığı şehre kattığı değer onun ne kadar Alanyalı olduğunu gösterir. Belki de “Asıl Alanyalı” olmanın ölçüsü tam olarak budur.