2016-11-07 11:01:42

Çağımızın vebası; İnsülin Direnci

Selma Şahin

07 Kasım 2016, 11:01

 Sürekli diyet yapmanıza rağmen kilo veremiyor, hızla kilo alıyor ve tokluk hissini bir türlü alamıyorsanız bir tahlil yaptırmakta fayda var.
Son yıllarda adını sıkça duyduğumuz insülin direnci o kadar yaygınlaştı ki artık ‘çağımızın vebası’ diye de anılır oldu. Nedir bu insülin direnci hep birlikte inceleyelim. 
Genel bir ifade ile ‘vücudun ürettiği insülini kullanamaması’ olarak tanımlayabiliriz. Kanda taşınan glukoz kan şekeri olarak bilinir ve öğün sonrası kandaki düzeyi yükselir.Kan şekeri seviyesini normale getirmek için pankreasın beta hücrelerinden insülin hormonu salgılanır ve bu hormon sayesinde öğün sonrası kan şekeri seviyesi normale indirgenir. Direnç oluştuğunda ise insülin hormonu kanda bulunan şeker hücrelere giremez.Kanda dolaşan aşırı insülin miktarı başta obezite olmak üzere, hipertansiyon, ateroskleroz gibi kronik hastalıkların gelişmesi için uygun bir ortam hazırlamış olur.
Ailede diyabet hastalığı olanlar, kilosu fazla olanlar, gebelik döneminde kan şekeri yüksek seyredenler, orta yaşın üstündekiler, yüksek tansiyon hastaları ve kan ürik asit seviyesi yüksek olan kişilerde risk daha fazla. İnsülin direnci genetik yatkınlık başta olmak üzere, hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme sonucu oluşur. Yani dedelerimiz zamanında tereyağı, bal, kaymakla beslenirdi onlara bir şey olmadı neden bana oldu demek yerine aradaki yaşam tarzı farkına bakmak gerek.
Sabah yataktan kalmakta zorlanma, yemek sonrası uyuklama, hızlı kilo artışı, kilo vermede zorluk, tokluk hissini almama ya da çabuk acıkma, acıkınca el ayak titremesi, soğuk soğukl terleme, açlık durumunda baygınlık hissi ve tatlı düşkünlüğü gibi belirtiler var ise vakit geçirmeden önce bir endokrin uzmanına ve beslenme tedavisi için de diyetisyene gitmelisiniz.
Beslenme tedavisi kısmında ise bizim için 3 önemli adım bulunuyor.
1-Düşük Glisemik İndeksli (GI) karbonhidratları tüketmek
2-Gıdaların yaklaşık olarak glisemik indeks değerlerini öğrenmek
3-Karbonhidrat tüketimini düşük GI’ e sahip olsa bile günlük tüketimde artırmamak 
Glisemik İndeks dediğimiz değer ise; bir besinin kan şekerini yükseltme becerisidir. Besinlerin 0 ile 100 arasında değişen GI değerleri vardır. Bir besinin glisemik indeksi 100’e ne kadar yakınsa bizim için o kadar sakıncalı demektir.Çünkü glisemik indeksi yüksek besinler kan şekerini çok fazla ve hızlı yükseltip şiddetli ‘insülin-şeker dalgalanmalarına’ neden olur.
Glisemik İndeks diyeti bilimsel olarak kanıtlanmış güvenilir ve faydalı bir beslenme programıdır. Bu diyetin içeriğinde basit çay şekeri içeren tüm gıdalar ( özellikle ambalajlı gıodalar) , hazır meyve suları ve içecekler, işlenmiş yiyecekler ( işlenmiş et ve et ürünleri dahil), beyaz unla yapılan hamur işleri yoktur.
Posa yönünden zengin sebze, meyve ve kurubaklagil tüketimine önem verilmelidir. Ekmekte kan şekerini daha az yükselten tam buğday, çavdar ve kepekli olanlardan tercih edilmelidir.Nişasta içeriği yüksek yani aynı zamanda glisemik indeksi de yüksek bezelye, patates gibi sebzeleri daha az miktarda, bunun dışında yer alan sebzeler ise daha çok miktarda tercih edilmelidir. İnsülin direnci olan kişiler çabuk acıktığı için üç ana 2-3 ara öğün yapmak en doğrusu olacaktır. Öğünlerde en dikkat edilmesi gereken öğün saatlerini atlamamak, her gün aynı saatlerde yemektir. 
Son olarak beslenme tedavisine ek egzersizi de unutmamak gerekir. Düzenli yapılan egzersizin ve kilo vermenin insülin direncini kıran en önemli faktör olduğunu unutmayın. Benim önerim hergün en az 45-60 dakika tempolu bir şekilde yapılan yürüyüş.
Sağlıklı, mutlu haftalar dilerim.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.