'KENT VE ÜNİVERSİTE KARŞILIKLI İLİŞKİ İÇERİSİNDEDİR'

Eğitim

Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muharrem Kılıç kent ve üniversite arasında kurulması gereken iletişimin tek boyutlu olmadığını açıklayarak, bu ilişkinin karşılıklı olmaması durumunda düşük puanla üniversiteyi kazanan öğrencilerin memnun kalmadığını söyledi.

 Antalya Kent Konseyi’nde düzenlenen ‘Üniversite-Kent İlişkisinin Sosyo-Kültürel ve Sosyo-Ekonomik Bağlamı’ konferansına katılan Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muharrem Kılıç, kent ile üniversite arasında yaşanan sorunların bölgesel değil küresel bir sorun olduğunu söyledi.
1950’li yıllardan sonra köyden kente yoğun bir göç yaşandığını aktaran Kılıç, “Üniversitelerin kentleşme sürecinde aktif olarak yer alması 1950’lerden sonra yer almaya başladığını görüyoruz. Kent ile üniversitenin birbirine bakışında tek boyutlu bakış açısının bir takım sorunlar yarattığı biliniyoruz. Kent ve Üniversite karşılıklı ilişki içerisindedir. Aksi halde puan yetersizliği ile oraya zorunlu olarak gelen öğrencilerin memnuniyetsizliğinin ortaya çıktığını görüyoruz. Bu da ciddi bir motivasyon düşkünlüğüne yol açıyor” diye konuştu.

“ÜNİVERSİTELER LOKOMOTİF TAŞIYICI BİR GÜÇTÜR”
Şehir ve insanın bütünleşik bir yapı olduğuna dikkat çeken Kılıç, “İnsanoğlu toplumsal bir varlık olarak, yerleştiği mekanı sosyal olarak ekonomik olarak var olarak kurar. Kent fizyolojisine baktığımız zaman bunlardan en önemlilerinden bir tanesi üniversitelerdir. Modern üniversite kavramı ile birlikte şehrin daha birleşik bir hal aldığını görüyoruz. Üniversitelerin lokomotif yani taşıyıcı bir güç olarak yer aldığını görüyoruz. Kentin üniversiteden beklentileri nelerdir diyecek olursak? Birinci planda ekonomik beklentilerin geldiğini görüyoruz” dedi.

“ÜNİVERSİTELER SADECE BİLGİ AKTARIMINDAN İBARET DEĞİL”
Üniversitelerin sadece bilgi aktarımından ibaret olmadığını kaydeden Kılıç, “Üniversite demek kültür demektir. Kültürel etkinlikler, edebiyat, sportif faaliyetler konusunda kentin ve kentlilerin yüksek beklentisi olduğunu biliyoruz. Bunun yanında kentin tek paydaşı üniversiteler değildir. Üniversitelerin toplum hayatında yer almasında bir tarihsel gecikmişlik yaşıyoruz. Tabii ki de bir takım yapısal sorunlarımız oldu. Yaşadığımız kente biz bir şeyler katıyoruz, kent de bize bir şey katıyor. Eğitim kalitesinin arttırılması beklentilerin arasında yer almaktadır” dedi.

“ÖN YARGILAR KALDIRILMALI”

Kent ve üniversitenin birbiriyle temas kurmasının mekansal bir yakınlıktan kaynaklanmadığını ifade eden Kılıç, “Kent ve üniversite arasında kurulacak iletişimde öncelikle sinirsel sınırların ortadan kaldırılması gerekiyor. Ön yargıların kaldırılması gerekiyor. Üniversiteler kısa dönemde belki topluma temas etmeyen bilgiler üretiyor ama bunlar üniversitelerin doğasında olan bir şey. Belki bu bilgilerin ileride yaşama dokunacağı anda gelecek. Bu ortaya çıkan birikimin kente bulaşması büyük bir önem az ediyor. İletişim kurmak istiyorsak fiziksel sınırları kaldırmak gerekiyor. Günümüzde göç sorunu küresel anlamda önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Yaklaşık 3 milyon Suriyelinin ülkemize göç ettiğini, biliyoruz. Göç sorununun çözülmesi tek boyutlu bir çözüm değil. Barınma imkanı sağlamak bu sorunu çözmüyor. İnsanlar ilk fırsatta kente karışmak, kent içerisinde var olmak istiyor. Bu noktada kamu politikaları önemli. Ama üniversitelerin üzerine düşen daha fazla sorumluluk var. Almanya’da bütün eyaletlere ne kadar göçmen alınacağı planlanıyor. Bütün araçlarını kullanıyorlar” şeklinde konuştu.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.