AK Parti kurucuları kahvaltıda buluştu

Politika

AK Parti Antalya Kurucu üyeleri yeni anayasa değişikliği referandumu öncesi AK Parti Antalya İl Başkanlığının düzenlediği kahvaltıda bir araya geldi.

AK Parti Antalya Kurucu üyeleri yeni anayasa değişikliği referandumu öncesi AK Parti Antalya İl Başkanlığının düzenlediği kahvaltıda bir araya geldi. Kuruluşundan bu güne teşkilatta görev yapmış parti üyeleri ile önceki dönem milletvekillerinin yer aldığı istişare toplantısında yeni anayasayla ilgili maddeler ve saha çalışmalarıyla ilgili istişarelerde bulunuldu.
BİZİM SİYASETİMİZ TÜRKİYE SİYASETİDİR
AK Parti Antalya İl Başkanı Rıza Sümer, Milletvekilleri Mustafa Köse, Hüseyin Samani, Gökcen Özdoğan Enç ile İl Kadın ve Gençlik kollarının katılımıyla gerçekleşen toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren İl Başkanı Rıza Sümer Türkiye ile AK Parti’nin kaderinin bir kez daha bütünleştiğini belirterek AK Partisiz bir Türkiye’nin artık düşünülemeyeceğini dile getirdi. Sümer konuşmasında :”Yine tarihi bir sürece hep birlikte giriyoruz. Kuruluşundan bu gene Türkiye’nin siyasi tarihine geçecek bir büyümeyi ve kalkınmayı gerçekleştiren AK Parti bu yolda emin adımlarla yoluna devam ediyor. Bu yolculuğumuzda öyle bir dönemden geçiyoruz ki biz düşersek Türkiye düşer, Türkiye düşerse koskoca bir tarih koskoca bir medeniyet çatırdar. Bunu böyle bilin. Coğrafyanın da, dininde, insanında sahibi elbette Rabbimizdir. Ama bizimde bu coğrafyaya, bu dine, bu millete hizmet vazifemiz var. Üstelik bu vazifeyi kimse bizim omuzlarımıza zorla yüklemişte değildir. Burada olan ve olmayan her arkadaşım bu sorumluluğu yüklenmeye kendisi taliptir. Hepimizde de bu anlayışla ülkemize ve milletimize en iyi şekilde hizmet etmek için çalışıyoruz. Bizim siyasetimiz Türkiye siyasetidir” şeklinde konuştu.

SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİ BUGÜNÜN KONUSU DEĞİL
Toplantıda söz alan Anayasa komisyonu üyesi Antalya milletvekili Mustafa Köse anayasa değişikliği ve Cumhurbaşkanlığı sistemini hakkında şu şekilde konuştu “Hükümet sistemi konusunun sadece bugünün konusu olmadığını şu sözlerle dile getirdi ”Hükümet sistemi değişikliği 1961 Anayasa’sından itibaren sürekli gündemimizde olan bir konudur. Türkiye siyasetinde söz sahibi olmuş Turgut Özal, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş, Muhsin Yazıcıoğlu, Süleyman Demirel ve birçok siyasetçinin ülkemiz için en iyi yönetim biçiminin Başkanlık olduğunu ifade zamanında ifade etmiştir. Milli Nizam Partisi 1969 yılında parti programına başkanlık sistemini koymuş. Alparslan Türkeş, Temel Görüşler isimli kitabında, ‘çağımız hızlı karar alabilme çağıdır. Bunun için tarih ve töremize uygun olarak, başkanlık sistemini savunuyoruz’ diye ifade etmiş. Bugün bu sistem değişikliğine karşı olduğunu belirten yazarlar, o dönemlerde Başkanlık sistemini destekler yazılar yazmıştır” dedi.

MECLİS GÜÇLENECEK
Toplantıda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin detayları hakkında kapsamlı bilgi veren Köse, “Şimdi getirdiğimiz sistemde, Cumhurbaşkanı yaptığı her işten sorumlu olacak, yargılanabilecek, en önemlisi de halka karşı sorumlu olacak. Bugün getireceğimiz sistem, söylendiği gibi Cumhurbaşkanına sınırsız yetkiler falan da vermiyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin işlevini yitireceğini söylüyorlar. Bu sistem değişikliği ile meclis tam anlamıyla görevini yapmaya başlayacak. 1961 yılından bugüne bakanlar ve başbakan hakkında 261 gensoru verilmiş, bunların sadece 2’si kabul edilmiş. Nerede meclis denetimi. Çıkarılan kanunların yüzde 99,9’u tasarı şeklinde geliyor, yani hükümetten geliyor. Bizim getireceğimiz sistemde, meclis kanun çıkarmak olan asli görevini yapacak” şeklinde konuştu.

 GENÇLERİN ÖNÜ AÇILIYOR
Milletvekili seçilme yaşının 18’e inmesi konusuna da değinen Köse, “Seçilme yaşının 18’e indirilmesini eleştiriyorlar. 18-25 yaş arasında 13 milyon gencimiz var. Biz bu gençlere sen siyasileri seçebilirsin ancak kendin seçilemezsin diyoruz. Böyle bir şey olabilir mi? Asıl olan seçilmek değil, seçmektir. 18-19 yaşında bir gencimiz çıkar, halkın takdirini alır, teşkilatlara kendini sevdirir, kendini geliştirmiştir, neden böyle bir genci meclise göndermeyelim. Gençlerimizi küçümsemeyelim onların önünü açmamız gerekir” diye konuştu.

ANTALYA GÜÇLÜ TÜRKİYE İÇİN EVET DİYECEK
Anayasa değişikliği sürecinin çok zor bir ortamda gerçekleştiğini belirten milletvekili Gökcen Özdoğan Enç ise konuşmasına şöyle devam etti. Özellikle anayasa değişikliği sürecinde karşı tarafın her türlü engellemesine direnmesine rağmen biz bir şeye inanmıştık. 2001 yılında partiyi kuran o şanslı kişiler kurucular kurulumuz eminim bu yolun ne kadar zor olduğunu biliyorlardı. Bu yolculuğumuzda kadın kollarımız değişti gençlik kollarımız değişti il yönetimlerimiz değişti ama içinizdeki ateş 14 Ağustos 2001’de ne ise şimdi de o en ufak bir eksilme en ufak bir azalma yok çünkü biz bu ülkeyi seviyoruz. Kurucu Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın gösterdiği hedefler doğrultusunda emin adımlarla yürüyeceğiz. 16 Nisan’da Antalya’dan güçlü bir evet çıkması için var gücümüzle hep birlikte çalışacağız. İnanıyorum ki Antalya geleceğin güçlü Türkiye’si için önemli bir katkı sağlayacaktır” dedi.

TARİHİMİZE BAKAN NEDEN ACELE ETTİĞİMİZİ ANLAR

Anayasa değişikliğinin aceleye getirildiği eleştirilerine cevap veren milletvekili Hüseyin Samani konuyla ilgili şunları söyledi “ Evet bazı kimseler bu konuda acele ettiğimizi söylüyor. Neden acele edildi diye soruyor bu soruyu sorarken tarihimize dönüp bakmamanın yanlışı içerisinde bulunuyorlar. Ülkemiz için son derece önemli bir sistem değişikliğine önemli bir fırsata muhalefet ediyorlar. Biz tarihten aldığımız derslerden dolayı bu anayasa değişikliğinde acele ediyoruz. Tarihimize dönüp baktığımızda bunun neden bu kadar önemli olduğunu en iyi şekilde görüyoruz. 50 yıldır konuşulan birçok başbakanın konuştuğu dillendirdiği ama risk alıp konuya giremediği bir konuda bahsediyoruz. Tarihten aldığımız dersler bizim için çok önemli. Osmanlı Devleti’nde Abdülaziz Han ile 1870’li yıllarda Tanzimat fermanının ilanı ile başlayan tek elden alınan yönetimin sancıları bugüne dek yaşandı. 93 harbinden sonra 1909 yılında Abdülhamit Han bir darbe ile tahttan indirildi. Cumhuriyet dönemine geçtiğimizde 1960 yılında demokratik usullerle gelen ilk başbakanımız rahmetli Adnan Menderes askeri darbe ile görevinden uzaklaştırıldı, idam edildi. Yine 1971 yılında Askeri Muhtıra ile hükümetin görevden düşürülmesi. 1980 askeri darbesi, 28 Şubat 1997 de yaşanan post modern darbe ve 15 Temmuz’da yaşanan işgal girişimi her dönem yetkinin tek elde olması gerektiğini bize göstermiştir. Bunu her zaman görevde olan dönemin başbakanları hayata geçirmek istemiştir. İşte bu yüzden elimize geçen bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmeliyiz.” dedi.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.