ADRES OCAK 2007

KAPAK (ALANYA'NIN SİYASİ PROFİLİ)

20 yıldır ne yaptık, 2007’de ne yaparız?
Alanya Adres, son 20 yılın 5 genel seçimini mercek altına aldı. 20 yıldır tercihini merkez partilerden yana kullanan Alanya seçmeni 2007 seçiminde tercihini nasıl kullanır? İşte 2007 milletvekili genel seçimlerine ışık tutacak 20 yılın seçim sonuçları ve analizi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ülkemiz artık, 2007 yılının Kasım ayında yapılacak milletvekili genel seçimlerinin siyasi sıcaklığını yavaş yavaş hissetmeye başladı. Siyasetin ateşi toplumun bütün kesimlerini ısıtmaya devam edecek. Yaklaşık 10 ay sonra hepimiz sandık başına giderek, ülkemizi 5 yıl yönetecek siyasi iradeyi belirleyeceğiz. Alanya Adres Dergisi ilk sayısında, hem seçmene, hem de de siyasi partilere ışık tutarak seçim sonuçlarının analizini sizler için  yaptı.  1980  ihtilalinden  sonraki çok partili süreçte, Alanya seçmeninin tercihini nasıl kullandığını sizler için araştırdık. İşte son 20 yıldaki seçimlerin sonuçları:

87’DE % 34’LE ANAP BİRİNCİ

Vatandaşlar, ANAP’la 1983 yılı seçimlerinde tek başına iktidar olduğu ilk dönemle tanıştı. 1983 yılı seçimler­inde Alanya’yı temsilen Ali Dizdaroğlu Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gitti. Özal’ın prensleri arasında yer alan Dizdaroğlu, Adalet Komisyonluğu Başkanlığı ve Merkez Karar Yürütme Kurulu üyeliği gibi önemli görevlerde bulundu. 1987 yılında da yine aynı başarıyı yakalayan Anavatan Partisi Alanya’daki oyların yüzde 34’ünü alarak birinci parti olurken, Doğru Yol Partisi yüzde 26 oyla ikinci, Sosyal Demokrat Halkçı Parti ise yüzde 17 oyla üçüncü parti oldu.

91’DE DYP % 41 YAPTI

1991 yılında yapılan seçimlerde ise Alanya’da kullanılan oyların yüzde 41’ini alan Doğru Yol Partisi birinci parti oldu. Tercih sistemli yapılan seçimlerde Alanya’yı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Antalya Milletvekili Hayri Doğan temsil etme hakkı kazandı. Aldığı yüzde 33 oyla ANAP’ın ikinci parti olduğu Alanya’da, üçüncülüğü ise yüzde 16 oyla SHP aldı.

 

 

1995’DE SAADET SÜRPRİZİ

1995 yılında yapılan seçimlerde Alanya seçmenin oylarında ise ciddi bir dağınıklık göze çarpıyor. Doğru Yol Partisi aldığı yüzde 28’lik oy oranı ile ilçede birinci parti olurken, ikinci Anavatan Partisi yüzde 23, üçüncü Saadet Partisi yüzde 19, dördüncü Milliyetçi Hareket Partisi yüzde 13, beşinci Cumhuriyet Halk Partisi yüzde 12 ve altıncı sırada yer alan Demokratik Sol Parti ise yüzde 5 oy aldı. Saadet Partisi’nin yüzde 19’luk oyu ise Arif Ahmet Denizolgun’un bu seçimlerde Saadet Partisi’yle TBMM’ye girmesine kesin gözle bakılıyordu. Bu seçimlerde Hayri Doğan’la birlikte Arif Ahmet Denizolgun, Alanya’yı temsilen TBMM’de görev aldılar.

AYDOĞAN’LI ANAP BİRİNCİ OLDU

1999 yılı seçimlerine baktığımızda Anavatan Partisi’nin yüzde 28 oyla Alanya’da birinci parti olduğunu görüyoruz. Cengiz Aydoğan’ın Alanya’yı temsilen meclise gittiği bu seçimlerde, Alanya seçmenin yüzde 25’nin oyunu alan Doğru Yol Partisi ikinci oldu. Yüzde 21 oyla Milliyetçi Hareket Partisi’nin üçüncü parti oldu. Demokratik Sol Parti yüzde 14 oyla dördüncü, Cumhuriyet Halk Partisi yüzde 7 oyla beşinci ve Saadet Partisi ise yüzde 5 oyla altıncı parti olabildi.

2002’DE ANAP BİRİNCİ OLDU

2002 yılında yapılan milletvekili seçimlerine baktığımız zaman iktidar partisi AK Parti’nin Alanya’da ikinci olması dikkat çekiyor. Arif Ahmet Denizolgun’un ANAP’ın listesinde yer almasının sonucu etkilediği düşünenlerin sayısı bir hayli fazla. Alanya seçmeninin yüzde 25’nin oyunu alan Anavatan Partisi birinci parti olurken, tek başına iktidara gelen AK Parti’nin Alanya seçmeninden aldığı oyun oranı yüzde 24 oldu. Ana muhalefet partisi CHP ise yüzde 20 oyla üçüncü parti olurken, Doğru Yol Partisi yüzde 12 oyla dördüncü, Milliyetçi Hareket Partisi ise yüzde 11 oyla beşinci, Genç Parti ise yüzde 6 oyla altıncı, Saadet Partisi ve Demokratik Sol Parti ise yüzde 1’er oyla yedinci ve sekizinci sırayı paylaştı.

ALANYA’DAN ÜÇ VEKİL ÇIKTI

2002 yılı seçimleri Alanya’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde en fazla temsilcisinin bulunduğu dönem olarak tarihe geçti. Bu seçimlerin sonunda AK Parti’den Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nden Atila Emek ve Osman Özcan Alanya’yı temsilen mecliste  yer  aldılar.  Seçmen  sayısı olarak baz alındığı zaman 2002 seçim­leri; 2007 yılı seçimleri için en iyi ışık tutacak seçim olması açısından dikkat çekiyor.

Peki son 20 yılın sonuçlarını ve 2007 yılı seçimlerine yansımalarını Alanya’nın eski ve yeni milletvekilleri nasıl değerlendiriyor. İşte 2’si eski 3’ü yeni 5 milletvekilinin 20 yıllık seçimlere ilişkin analizleri ve 2007’ye yansımaları:

25 bin 711 seçmen sandığa gitmedi !

Sonuçların yanı sıra Alanya’daki seçimlerde en fazla dikkat çeken bir başka konusu seçmenin sandığa gitme oranındaki düşüş.

1995’TE 11.875 SEÇMEN

1995 yılında kayıtlı 81 bin 121 seçmenden 69 bin 246’sı seçim­lere katıldı. 1995 yılında 11 bin 875 Alanya seçmeni sandık başına gitmezken, 1815 seçmen ise sandığa gitmelerine rağmen geçersiz oy kullandı.

1999’DA 15.232 SEÇMEN

1999 yılında yapılan seçimlerde ise 104 bin 878seçmenden 89 bin 646’sı oy vermek için sandık başına gitti. Bu seçim­lerde 15 bin 232 Alanya seçmeni sandık başına gitmezken, geçersiz oy kullananların sayısı ise 4 bin 374 oldu. 2002’DE 3.242 GEÇERSİZ OY 2002 yılı seçimlerine baktığımız zaman 115 bin 965 seçmenden 90 bin 254’ü sandık başına gitti.   2002   seçimler­inde 25 bin 711 seç­men sandık başına git­mezken, sandık başına giden 3 bin 342 seç­men ise geçersiz oy kullandı.

Taban sağ ama

cemaat oyları

seçim sonuçlarını

etkiliyor

Seçim sonuçlarına baktığımız zaman Alanya’nın Adalet Partisi ve Demokrat Partisinin devamı olan merkez sağ partilerin kalesi olduğunu görüyoruz.

Sonuçlar Alanya’nın muhafazakar bir yapısını da ortaya koyuyor ve Alanya seçmeninin radikal partilere prim vermediğini gösteriyor. Oyların yüzde 80’ni sağ partilerde toplanıyor. Sol oyların oranı ise yüzde 17-21 arasında. Önce SHP-DSP, daha sonra da CHP-DSP arasında sol oylar gidip geliyor. Yani Alanya’da sol oylar yüzde 21’in üstüne çıkmıyor. Yüzde 80 civarındaki merkez sağ oylar ise 1987 yılından itibaren Demokrat Parti ve Adalet Partisi’nin devamı olan sağ partiler arasında gidip geliyor. 2002 seçimlerine kadar bu böyle.

Bugüne kadar Alanya seçmeninin tercihlerine baktığımız zaman; hem genelde hem yerelde oylarını illaki iktidar partilerinden yana kullanmamış.

Alanya’daki seçmenin oylarının değişiminde adaylar ve adaylara bağlı cemaat ve cemaatlerin eğilimleri etkili olmuştur. Buna örnek olarak 1995 yılındaki milletvekili seçimini gösterebiliriz. 1995 seçimlerinde Saadet Partisi’nin oyu yüzde 19 olmuş. Yine aynı şekilde bir başka örneği 2002 seçimlerinde görüyoruz. Anavatan Partisi Türkiye genelinde baraj altında kaldığı halde Alanya’daki aldığı yüzde 25Tik oyun sebebi aday ve cemaatin eğiliminden kaynaklanmıştır. Alanya ile Antalya’nın seçim sonuçları da benzerlik taşıyor.

Yine 2002’de sağ oylardaki bölün­me milletvekili dağılımında etkili olmuştur. Bu bölünme nedeniyle sağ seçmenin bölünen oylarıyla sol par­tiden bir çok milletvekili seçilmiş oldu. Çünkü AKP’nin dışındaki bütün partiler baraj altında kaldığı için böyle oldu. Bu seçimlerde CHP’nin çıkardığı milletvekili sayısı aldığı oyun karşılığı değil. Ayrıca Genç Parti sürprizi de var.

2004 yerel seçimlerinde olduğu gibi 2007’de de halkımız iktidarın ve muhalefetin bugüne kadar ortaya koyduğu politikalar ve çalışmalarına göre oylarını kullanacaktır. Türkiye genelindeki anketlere göre iki partinin barajı aşma durumu vardır. Her ne kadarda AKP Alanya ve Antalya’da oylarını artırsa da 2002’de olduğu gibi diğer partiler baraja takılırsa sol partinin daha fazla milletvekili çıkarma ihtimali de vardır.

 

Alanya

Seçmeni oyunu

bilinçli kullanıyor

 

Alanya seçmeni genelde ileri görüşlü. Seçimlerde iktidara gelecek partileri iyi tahmin ediyor ve Alanya’ya daha çok devlet yatırımı, daha iyi hizmet gelir düşüncesiyle oylarını bilinçli yönlendiriyor.

1983   yılında   oylarını Anavatan Partisi’ne vermiş, ANAP iktidarda. 1987 seçimlerinde Doğru Yol  Partisi’ne  yönelmiş, Doğru Yol Partisi yerelde ve de  iktidara,  hizmet imkanına yürüyor. 1991 ve 1995’de de Doğru yol Partisi iktidarda. Alanya seçmeni aynı zamanda vefalı bir seçmen. Kendisine hizmet edenleri asla unutmuyor. Şartlar ne olursa olsun hizmet edene hakkını veriyor. Nitekim 1999 yılı seçimlerinde baraj civarındayken yüzde 25 te Anavatan Partisi ’ni, 2002 seçimlerinde baraj altındayken yüzde 25 ’le Anavatan Partisi’ni sandıktan birinci parti çıkarıyor. Yine 2002 seçimlerinde iktidara geleceği açık ve net bir şekilde görülen Adalet ve Kalkınma Partisi’ni yüzde 24’le ikinci parti yapıyor.

    Kısacası Alanya seçmeni sağduyulu, bilinçli ve vefalı bir seçmen. Hizmete susamış, her türlü yatırım ve hizmetin Alanya’nın hakkı olduğuna kesinlikle inanıyor, kendi bölgesinden tanıdığı, bildiği ve hizmet edebileceğine inandığı isimleri partilerin aday listesine gördüğü zaman sandıkları dolduruyor. Bugüne kadar seçim sonuçlarına baktığımız zaman bunu açıkça net bir şekilde görebiliyoruz. Bu vesile ile Alanyalılar’a gönülden saygılarımı, bütün partilere başarı dileklerimi, Alanya Adres Dergisi’ne de teşekkürlerimi sunuyorum.”

Atadan kalma

particilik anlayışımız

değişmiştir

    

Alanya’mız geçmişte sağ partilerin kalesi olarak adlandırılırdı. Devamlı olarak sağ partiler burada ön planda olurlar. Gerek milletvekilliği seçimlerinde gerekse mahalli seçimlerde bu böyle oldu. CHP’nin 1960’dan bu tarafa belediyeyi kazandığı vaki değil Alanya’da. Fakat son 15 yıldan bu tarafa Alanya’da bazı gerçekler görülmeye başlandı. Turizmin girmesiyle başlayan Alanya’ya dışardan gelen göç Alanya halkında da bir değişikliğe neden oldu. Dikkat ederseniz son zamanlarda CHP açık farklı önde olmasa bile; diğer partilerle yarışır konuma gelmiştir. Gerçeği konuşmak gerekiyor.

Bizim Anadolu insanımızın kendi tutum ve davranışını çabucak değiştirmesini bekleyemezsin. Bunun bir zaman alması lazım. Çünkü atadan kalma, babadan kalma partilere bağlı olma durumu vardır. Bu yavaş yavaş değişmeye başlamıştır. 2004’de merkezde belediye başkanlığı seçiminde çok önemli bir aşama kaydettik. Hatta genel seçimlerde merkezde birinci parti konumuna da geldik. Son zamanlarda bir iki tane partiyle ön sıralarda yarış yapıyoruz. Bu yarış son seçimlerde kendini daha da iyi hissettirecektir diye düşünüyorum. Geçen mahalli seçimleri burada baz almanın doğru olmadığını ilave etmek isterim. Çünkü orada, CHP’nin oylarının biryere kanalize edilmediğini düşünüyorum. Çünkü, 2002 seçimlerinde aldığımız oy bunun göstergesi. Gelecek seçimleri düşünecek olursak Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu bölgede ön planda olacağını düşünüyorum.

Ben vatandaşlarla çok iyi ikili ilişkilere giren bir kişiyim. Vatandaşın kafasındaki o eski alışkanlık sağ görüşlülük artık değişmiş. Türkiye’de artık sağ sol meselesi değil artık ülkenin bütünlüğü değer kazanmış görünüyor. Vatandaşın partisi yok. İktidarın karşısında kimi kazanabilecek görünümdeyse vatandaş o partiye oy verecek. Benim tespitim bu. İktidarların yanlış tutum ve davranışları vatandaş da oy değişikliğine sebep olmaktadır.

Alanya’da yıllardır bir kesim CHP’yi dinsizlikle suçlayarak, aynı camide namaz kıldıkları insanları dinsiz göstererek vatandaşı bu şekilde aldatarak oy aldılar. Artık o iş bitmiştir. Vatandaş bunlara inanmaz olmuştur. Çünkü bu memleketin yüzde 99’u Müslüman, bunlara inanmaz olmuştur. Hatta bunu yapanlar bile bunun doğru olmadığını söylemeye başlamışlardır. Bizim herkesle ilişkilerimiz iyi ve kimseye karşı bir düşmanlığımız yoktur. Biz sadece ülkemizin ve Alanya’mızın çıkarlarını düşünüyoruz. Bu bölgede CHP oy artışını bazılarını şaşırtacak şekilde olursa hiç kimsede şaşırmasın. Bizim oy alamadığımız kesim çiftçi kesimi köylü kesimiydi. Artık çiftçi ve köylü kesimi CHP’nin ne yapmak istediğini biliyor.

 

Seçmene tercih

hakkını verirsen

gereğini yapar

 

1987  yılından bu tarafa 20 yılda gerçekleştirilen seçim sonuçlarına baktığımız zaman öncelikle şunu söyleyebilirim; seçmene tercih hakkı mutlaka verilmeli. Genel tabloda bölgemizde sağ seçmenin ağırlıklı olduğu bir tablo gözlüyoruz. Zamanında iki dönem bende milletvekilliği görevinde bulundum. Seçmene tercih hakkı sunmanın önemini gayet iyi biliyorum. 1991 yılında yapılan seçimlerde tercih sistemi vardı. Ben partimin aldığı yaklaşık 20 bin oydan 15 bininin tercihiyle milletvekili oldum. Seçmene tercih   hakkı   tanıdığın   zaman   seçmen kendisini temsil edeceğine ve bölgesine hizmet getireceğine inandığı ismi listeden bulup çıkarıyor. O zaman sıralamanın bir önemi olmuyor. Çünkü seçmen kendisi sıralamasını yapıyor.

Tercihin önemini mahalli seçimlerde de rahatlıkla görebiliriz. Seçmenimiz bu seçimlerde belediye başkanı için ayrı, belediye meclisi için ayrı ayrı oy kullanabiliyor. Öncelikli olarak siyasi iradenin seçmene tercihi yapabileceği bir düzenleme getirmesi şart. Yine 2002 yılında yapılan milletvekili seçimlerine baktığımız zaman Alanya’da yaklaşık 26 bin, Türkiye’de 10 milyona yakın seçmenin sandığa gitmediğini görüyoruz. Bunun yanında birde geçersiz oy kullanan seçmeni düşündüğümüz zaman; iradesini sandığa yansıtmayan seçmen sayısının ne kadar fazla olduğunu görebiliriz. Bu seçmen kendi iradesini sandığa yansıtamadığını düşününce seçime katılmayarak veya geçersiz oy kullanarak tepkisini ortaya koyuyor. Onun için öncelikli olarak seçmene tercih hakkı tanınan bir sistem getirilmesi şart. Böyle bir sistemden hem siyasi partilerimiz de kazançlı çıkar. Çünkü bölge halkının tercih ettiği adayın partisi de haliyle en çok oyu alan parti olacaktır. Seçmenin iradesi de Ankara’ya yansımış olur.

 

Seçmen gönlündekini

bulmadan tercih

yapmak zorunda

kaldı

    Türkiye’miz 12 Eylül müdahalesiyle siyasal toplumsal bir sürece girmiştir. Bu dönem içinde çok partili siyasi hayatımızın ve demokrasimizin iki ana partisi diğer tüm siyasal partilerle birlikte kapatılmıştır. Siyaset yasaklanmış, si­yaset kurumu hukuki ve yargı kararına dayanmaksızın ortadan kaldırılmıştır. Yeniden siyasi çalışmaların güdümlü şekilde başladığı süreçte partilileşme ve siyasal oluşumlarda kendini göstermiştir. Türkiye’mizde merkez eksenli, merkezin solu ve sağında yeni siyasi partiler kurulmuş ve siyasi yaşam icazetli bir şekilde başlamıştır. 1983 seçimleri bu koşullarda yapılmıştır. Birey sandık başına gittiğinde gönlünde ve düşüncesinde yaşattığı partiyi bulamadan siyasi tercih yapmak zorunda kalmıştır. Bu genelleme bütün boyutlarıyla Alanya’mız özeline de yansımıştır. 12 Eylül müdahalesinin yerinden oynattığı taşlar Alanya’mızda yerine oturması zaman almıştır. 1987 seçimleri ve daha sonra gelen seçimlerde aynı durum ve koşullar devam etmiştir. Örneğin bizim açımızdan 12 Eylül ara döneminin kapattığı partimize yeniden kavuşmak ve onu açıp ve işler hale getirmemiz zaman almıştır. Cumhuriyet Halk Partisi 1992 yılında yeniden açılmış ve siyasi yaşamına bu tarih itibariyle başlamıştır. Biz bu yeni dönemde Türkiye’nin içine sürüklendiği yolsuzluk ve toplumda siyaset kurumuna olan güven bunalımına karşı açılımlarımızı ortaya koyup temiz toplum, temiz siyaset anlayışıyla hazırladık. Yeri geldi bedel ödedik. Türk bank yolsuzluğunu görüp Türkiye’nin çok daha büyük zararlarla karşılaşacağa uyarısıyla o dönemin hükümetine karşı gensoru verdiğimiz için 1999 yılı seçimlerinde parlamento dışında kaldık.

    Bu genel durum elbette Alanya’mıza da yansıdı. Oylarımız ciddi düşüşe neden oldu. Bu dönemin arkasından 3 Kasım 2002 yılında girdiğimiz genel seçimde ülke sorunlarının çözümünde yaptığımız açılımlar ile hem ülke genelinde hem de Alanya’mızda oylarımızı artırarak ana muhalefet partisi konumuna geldik. Bu noktada Alanya seçim sonuçlarını değerlendirdiğimizde partimiz Cumhuriyet Halk Partisi’nin merkezde birinci parti konumuna hemşerilerimiz taşıdılar. Bu sonuç bizim açımızdan çok önemli olduğu gibi Alanya’mız yönünden de incelemeye değer. Özellikle kimi çevreler Alanya’mızda seçmenin siyasal yelpazede merkez ve merkez sağda koşullandığını ortaya koyarlar. Ancak, Alanya’mız hem kökten Alanyalı olan hemşerilerimiz ve hem de sonradan sermayesiyle emeğiyle veya bu şehirde yerleşip yaşamak arzusuyla gelen tüm hemşerilerimizin ortak noktası böyle bir koşullanmayı kabul etmeme, doğrunun, dürüstün ve yapıcı hizmetler verenlerin yanında olduklarını ortaya koymuşlardır.

    Bizim CHP olarak siyaset anlayışımız “Siyaset yoluyla kendimiz veya yakınlarımız ne elde eder” anlayışı değil “Siyaset yoluyla bölgemize ülkemize ve insanımıza ne verebiliriz” temel anlayışı olduğu için, tüm açılımlarımızla toplumu­muzun değerlerine bağlı ulusal çıkarları her şeyin önünde tutan ve cumhuriyete ilkelerine bağlı bir siyaseti ortaya koyduğumuz Alanya’mızın bütün kaynaklarını Türkiye’mizin zenginlikleriyle bütünleştirerek üretimi artıran adil paylaşımı öngören refah toplumu anlayışıyla siyasetimiz toplum katmanlarınca kabul görmektedir. Yolsuzluğu Alanya’mızın da ülkemizin de gündeminden çıkarıp yoksulluğu ortadan kaldırmak siyaset anlayışımızın temel kuralıdır. Alanya’mızda seçmen bu temel değerlere bakarak tercihini yapmıştır ve yapacaktır. 2007 seçimlerinin Alanya’mızda ve ülkemizde AKP iktidarından kurtulma ve milli iradeyle iyi bir yönetimi işbaşına getirme dönemi olacağına inanıyorum. Seçmen sandıkta tercihini bu anlayışla ve AKP’nin toplumun bütün kesimlerinde yarattığı sıkıntıların bir değerlendirmesini yapıp, demokrasi yoluyla çıkış yolunu bulacak Alanya’mızın ve ülkemizin önünü açacaktır.