KÜLTÜR

 

Alanya şiveli şiir
rekora gidiyor
 

İnternet sitelerinde ve cep telefonlarında aynı şiir var: Kevkiden bir aşk hikayesi... Alanya şivesiyle yazılan bu şiirin kahramanı Hasan Kılınç, Alanya Adres'in sorularını yine Alanya şivesiyle yanıtladı

 

 

          

Son günlerde Alanyada herkesin konuştuğu ortak bir konu var.
İnternet sitelerine düşen Alanya lakabıyla okunan aşk şiiri; 7 den 77'ye herkes bu şiiri dinliyor. Cep telefonlarının hafızaları bu şiir sayesinde dolmuş.
Alanyalı olupta veya Alanya'yı yakından tanıyıpta gurbette olan şehir dışında yaşayanlara ilaç gibi gelmiş.
Özellikle 40'lı yaş ve üzerindeki kesim şiirin konusunu ve geçtiği yerleri çok daha iyi anlayabilmektedirler. İlginçtirki belli bir yaşın üstündeki insanlar kadar gençlerde ilgi göstermiştir.
Bence en önemli özelliğide mizahi bir şekilde Alanya şivesinin kullanılmış olması ve küfür içermemesiydi. Birçok kişi bu şiirde kendinden veya ailesinden bir şeyler buluyor. Olayın kahramanı Alanya şivesini çok iyi konuşan ve konu şiiri çok iyi yorumlayan Hasan Kılınç'la keyifli bir söyleşi yaptık.
Söyleşinin özelliği ise Kılınç'ın cevaplarının Alanya şivesiyle vermiş olmasıydı. Noktasına, virgülüne dokunmadan bu röportajı keyifle okuyacağınızı umuyorum.

Ali Doğan: Sevgili Hasan Abi, yazdığın şiir nedeniyle son günlerde herkesin dilindesin...

Hasan Kılınç: Ne bileen a bilader bende bilemedim nahıl oldu bu iş. Ben heç ömrümde şiir yazmadım. Emmelekin ilk mekdepde olsun orta mekdepde olsun birki okudumudu. Yalınız efdikleyeen deyi ara sıra şarkı türkü çıırır çalgı çaların. Gelgelelim her zaman boş vakıt bulamaayoruyun.

Ali Doğan: Abi kevkiden bi aşk hikayesi senin yorumunla bütünleşince alışılmışın dışında
bir şiir çıkmış ortaya. Bu konuyu bir anlatırmısın...


O ZAMANKİ YAŞATNIN ÖZETİ

Hasan Kılınç: Bobasının güçcük gız çocuuna gendi gençliindeeki birine yangın olmasını annadıyoru. O vakıtdaakı yaşantının gısa bi özeti bu. Ben bu şiiri ases çocuklarında oynadıı bi tayaturada okudumudu. Deelise ıradiyoda, tilevizyonda, internedde, cep telefonunda orda burda dınllansın deyi okumadımıdı.
Gelgelelim tayaturada canlı deelde kayıd eddikde ordan dınnaddırdııdık, heryere yayılıvermiş.

Ali Doğan: Abi, şiiri dinledikten sonra birçok kişi okuyanın bilinmemesine rağmen sizin olduğunuzu anlamış. Çünkü konuşmanızı üniversitede okurken bile Alanyadan yıllarca uzak kalmanıza rağmen hiç değiştirmemişsiniz buna ne diyorsunuz?

Hasan Kılınç: Gardaşım ben Alanya'ya yangının. Elimden gelse bundan otuz sene evelini yaşarın. Ben gonuşmamı heç deeşdirmeeyoruyun, deeşdirisem gülünç olur. Onun uçun azıma geldii gibi gonuşuyoruyun. Evel okulda da böle gonuşurudum. Ben gonuşurkana gonuşmamı anlayan argadaşlar annamayanlara bide tercüme etmeye gedelleridi. Hatta bazı gişiler hep devrik cümle kullandıımdan beni Gırbızlı sanıllarıdı. Ünüversdede okurkana İzmire gelen Alanyalı bizim eve bi oorarıdı.

Ali Doğan: Bu şiirde geçen bir çok sözcük artık ya kullanılmıyor yada az kullanılıyor. Aslında bu şekilde kullanarak unutturmamak önemli.

Hasan Kılınç: Çanişir, elleelem, tentene, böör gibi biseel kelime hindiki zamanda heç gullanılmaayoru. Mahanaala bu kelimeleride hayla gişi bereecemek öörendi.

Ali Doğan: Gerek internette, gerekse cep telefonları, tv’ler ve radyolar kanalıyla onbinler sizi dinliyor. Bu nasıl bir duygu?


Hasan Kılınç: Heçde eyi bi duygu deel. Anam çok öökeleniyoru. Engööle deli dülü yanşaacaana insancasına gonuşsan olmamııdı deyoru. Tahı evelde sööledimidi. Ben bunun böle yayılıcaanı heçmi heç bilemedim. Öndüün Alamanyadan biri aradı. Biz deeyoru senin şiirile yatıp gakıyoruyuz. Bizim uçun çog eyi beşey oldu. Bu internedden bere dınnaayoruyuz, hasret gederiyoruyuz deeyoru. Esgellik yapanlar böyük şeellerde okuyanlar, iş yapanlar telefonumu bulabilenner araap teşeggür ediyoru. Yenisini bekleyoruyuz deeyorular.

Ali Doğan: Peki bu şiirde bir aşk hikayesi anlatılıyor. Yenge bu durumu nasıl karşıladı?

HANİME ANNADINCIYA KADAR İMANIM GEVREDİ

Hasan Kılınç: İlkdiba hanime annadıncayaadar imanım gevredi. Birki surat eddi, soona bagdı gördü lüzümsüz bi şiir oda seslenmeeverdi. Yalınız benim ellerinizden öper bi gız çocuu var onun çok keline gediyoru. Boba birez taa kibar gonuşamazmısın deeyoru. Gızım bu Alanyalıca sizde bunu eyi kötü öörenmeniz ilaazım deyi nasıhat ediyoruyun.

Ali Doğan: Şiirde özellikle Alanyalıların çok yakından tanıdığı hatta onlarla özdeşleşen Kara Java motosikletinede yer verilmiş. Sizinde Kara Java tutkunuz var, bu konuyuda bir açarmısınız.


Hasan Kılınç: Esgiden herkezin altında bi gara cava olurudu. Herkez hem işini görür hemde gezmesini gezeridi. Evin böyüü çocuunu çotmaanı motura bindirir gedicee yere eletiridi. Gara cavalar, yük götüren goca deve gibiidi. Pürünü, çoovalını, odununu herbeşeyini gara cavaala daşırıdı.
Köyde kömedde birinden gız isdedinmiidi evin ööne bi gara cava çekilmeyinsire gızı vermezleridi. Sebebide güyee gızlarını irezil etmesinde gezdirsin deyi. Ben gendimde
cavır moturu satmama raamen gara cavaya biniyoruyun. Çocuklumda böyüdüümde hep bi gara
cavam olmasını isdemişindir. Garayiğidin moturunu aldım, bi regdefe addırdım, bide boyaala nikalaj, bakıver bi sen gaarik. Gidi motur heç bakımıda inkar etmez.

Ali Doğan: Bence bu tür etkinlikler Alanya kültürünü ve geleneneklerini ileriki nesillere aktarmak için önemli bir gelişmedir. Bunun burada kalmayarak yeni şiir, ilginç olaylar vb gelişmeler insanlara aktarılmalıdır. Ayrıca yeni bir şiir olursa ilk ben yayınlamayı isterim, herkes bunu sizden bekliyor.

Hasan Kılınç: Ben bu işlerin porofesörü deelin, bi şiir okuduk Hacı Bekir lokumu gibi dutuverdi. Bi ben deel hepimizin bu memleketin kültürünü ve geleneeni yaşatmak uçun elinden geleni ardına gomaması ilazım.

 

                 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KEVKİDEN Bİ AŞK HİKAAYESİ

Seni görüketaa imanıma bişey çakıldı.
Ellerinde tentene çantası, üzerinde mor manto varıdı
Elleelem düğün evinden geliyorudun
Yanında anangilde varıdı.
Seninde az bakasın varıdı emme
Olmadı, olamadı, olamayorudu
Her gün Enişdibinden saldııımda gara cavayı
Sizin evin yanınaadar heyacandan üç caarayı bitiriyorudum.
Sen duman olup uçuyorudun emme
Ben hep sonunda izmarit oluyorudum
Bigün beere dolaalıcan emme hadi hayırlısı
Aşk dedikleri buudu heral
Aşamüstlerini çok severidim
Evinizin öönden geçerkene
Her aragazında yeni bi heyecan yeni bi umut varıdı
Çaanişirin tül perdesine bakarkana boynum gopasolduudu
Az seninde bakasın vardı emme
Olmadı, olamadı, olamayordu…
Sonunda patatiyi kafaya yeyen hep ben oluyorudum
Herşeyi gabul ediyoruyun emme
Bobaan o son söövmesi hala gulaamda zın zın zıngıdaayoru
Emme genede ben seni çok, çok seviyoruyun deyebiliyoruyun
Hıdıra dikdirdiim sekiz pileli turkuaz pantolonum dalgalanırkana
Cavır yokuşunun aazından aşşaa firene zor basıyorudum,
Neden mi bidenem?
Çünkü senin çöp dökme saatlarında geç galıyorudum
Tam yanına geleen deyooruun
Anangarı çıırıı goveriyoru
İkimizinde ödü sıdıyoru
Sen eve dooru ben portakal baccasına dooru sıçıraayoruyun
Az seninde gelesin vardı emme
Olmadı, Olamadı, Olamaayorudu…
Aaşam olunca bizimkinlere sööledim
Ben Dileği isteyoruyun dedim
Hangi Dilek dediler?
Galeden Yemenici Memet Efendinin gızı dilek dedim
Derke taaa bobam goca sofra bezinin altından böörüme dekmeyi bi godu
Bilemeeyorudumki bobanıla bobamın eskiden gule dibinde dööşdünü
Dekmenin acısı geçerdi belki emme
Hem anam garıda oolum olmaz galelinin tavıı ayrı gezer dememi
Bizimkisi imkansız bi aşk hikayesine dönüşmüştü bile
Olmadı, olamadı, olamayordu
Ben mırıı gırık durali kevki
Ey yahı yarebbim bu nahıl sevgi...